Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
28 Şubat 2013 Perşembe
halama okunmuş su ile kadın
"Kamile hanım..?" gibilerinden birşey söyledi. Sesi içine kaçmış insanlardandı belki; belki de beni görünce utanmış, çekinmiş, çekilmiş, korkmuştu. Soluk gri bir palto ve lacivert baş örtüsü vardı. Yaşı ellilere dayanmış olmalıydı. Çenesinin sağında siyah büyük bir ben vardı ve yüzüne bakar bakmaz o ben dikkat çekiyordu, Yüzündeki küçük gülümsemeye ise 'mahçup gülümseme' dyemiyorum. Bildiğim gülümsemelere hiç benzemiyordu.
Elinde bir şişe vardı, küçük şaşal şişelerinden. Halama okunmuş su diye verdi. Merakıma savaşmadan teslim oldum, şişenin kapağı açılmıştı. Acaba ambalajdan geçmesi için mi kapağını açmıştı kadın? Ne okumuştu, ne kadar okumuştu? Halamdan par almış mıydı? Aldıysa ne kadar almıştı? Şimdi nereye gidiyordu?... Bu hayatta asla bilemeyeceklerim listesine birkaç tane daha soru ekledim..
pazardan geçen kadın
Yanındaki kadının koluna girmiş sallana sallana yürüyordu. Üzerindeki kıyafetler eski püskü ve karanlıktı; koyu kahve bir pantolon ve siyah sünmüş bir hırka. Dip boyası geleli aylar olmuştu. Kuvvetle muhtemelen kına yaktığı saçlarının dibi bembeyazdı. Aynı ace ile yıkanan çamaşırlar gibi. Arkadaşının da saçları onun gibi kızıldı ama onun saçları daha azdı ve dip boyası gelmemişti. sallana sallana uzaklaştılar...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)