Bağlum’un
derinliklerinde bir piknikteyiz. Sevmediğim akrabalarım etrafımı sarmış. Bizi birbirimize
bağlayan tek şey et ve et kokusu. Büyükler siyaset konuşmamaya gayret ederek
mangal yakıyorlar, kadınlar dedikodunun beline beline vuruyor, gelmeyenlerin
kulaklarını çınlatıyorlar, küçükler ise salak saçma bir ortamdalar.
Bir futbol topumuz
var ama mekan engebeli, aşağı kaçınca getirmek dakikalar alıyor; top patlamasın
diye top sevdamızdan vazgeçiyoruz. Bir de uçurtma var elimizde, en küçüğümüzün.
Babası yapmamış, yapamaz zaten, hazır alınmış bir kırtasiyeden. Eski kalın
defter kapları ve fabrikasyon çıtalar ile yapılmış.
Küçüklerin en
büyüğü benim ve ömründe hiç uçurtma kaldırmamışım. Kalkmış uçurtmanın ipinden tutup,
kendi, kendimi uçurtma uçuruyor sanmışlığım var ama uçurtma kaldırmış yok. İster
istemez iş bana düşüyor. Hemen benden küçüklere emirler yağdırıyorum, “sen tut”,
“sen koş”... Sonuç başarısızlık. Küçükler isyana geçiyor ve dayakla tehdit
ediyorum. Benden büyükler ortamda olduğu için işe yaramıyor. Zaten aralarından
sadece öz kardeşimi dövmüşlüğüm var ve her severinde hak ediyor.
Derken o geliyor. O
küçükken uçurtmasını kendi yapan, kendi uçuran adam. Sevecen tavırlarla ortama
akıyor, uçurtmanın gönyesi bozuk diyor. Yoksa siz doğru yaptınız. Hayat, bir
başarızlığıma daha kılıf uyduruyor. Sonra bozuyor uçurtmayı, işte o zaman bir
heyecan başlıyor bende. Ya tekrar yapamazsa; yapamadım, der giderse, tüm ihale
bana kalır. Sırtımdan attım sandığım sorumluluk misli ile tekrar biniyor.
Tekrar yapıyor
adam. O da yetmezmiş gibi uçuyor da uçurtmayı. Keyfim yerine geliyor. Adamın sevdası
uçurtmayı kaldırmak, sonra ipi bize verip gidiyor. Küçüklere azar kaya kaya en
çok ben tutuyorum uçurtmayı, sonra onlara veriyorum ve “sakın kaçırmayın” falan
diyorum. Kaçırmıyorlar ama uçurmayı
şehre elektrik taşıyan devasa elektrik direğine takıyorlar. Çekiyorum,
salıyorum, tekrar çekiyorum ama olmuyor. Kafam dönüyor, asılıyorum, koparsa kopsun
elektrik teli, biri yanar kül olurmuş, şehir elektriksiz kalırmış umurumda
değil. Yine olmuyor. Sonunda vazgeçiyorum. Küçükleri, büyüklere şikayet
ediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder