Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

20 Nisan 2012 Cuma

13


Bağlum’un derinliklerinde bir piknikteyiz. Sevmediğim akrabalarım etrafımı sarmış. Bizi birbirimize bağlayan tek şey et ve et kokusu. Büyükler siyaset konuşmamaya gayret ederek mangal yakıyorlar, kadınlar dedikodunun beline beline vuruyor, gelmeyenlerin kulaklarını çınlatıyorlar, küçükler ise salak saçma bir ortamdalar.

Bir futbol topumuz var ama mekan engebeli, aşağı kaçınca getirmek dakikalar alıyor; top patlamasın diye top sevdamızdan vazgeçiyoruz. Bir de uçurtma var elimizde, en küçüğümüzün. Babası yapmamış, yapamaz zaten, hazır alınmış bir kırtasiyeden. Eski kalın defter kapları ve fabrikasyon çıtalar ile yapılmış.

Küçüklerin en büyüğü benim ve ömründe hiç uçurtma kaldırmamışım. Kalkmış uçurtmanın ipinden tutup, kendi, kendimi uçurtma uçuruyor sanmışlığım var ama uçurtma kaldırmış yok. İster istemez iş bana düşüyor. Hemen benden küçüklere emirler yağdırıyorum, “sen tut”, “sen koş”... Sonuç başarısızlık. Küçükler isyana geçiyor ve dayakla tehdit ediyorum. Benden büyükler ortamda olduğu için işe yaramıyor. Zaten aralarından sadece öz kardeşimi dövmüşlüğüm var ve her severinde hak ediyor.

Derken o geliyor. O küçükken uçurtmasını kendi yapan, kendi uçuran adam. Sevecen tavırlarla ortama akıyor, uçurtmanın gönyesi bozuk diyor. Yoksa siz doğru yaptınız. Hayat, bir başarızlığıma daha kılıf uyduruyor. Sonra bozuyor uçurtmayı, işte o zaman bir heyecan başlıyor bende. Ya tekrar yapamazsa; yapamadım, der giderse, tüm ihale bana kalır. Sırtımdan attım sandığım sorumluluk misli ile tekrar biniyor.

Tekrar yapıyor adam. O da yetmezmiş gibi uçuyor da uçurtmayı. Keyfim yerine geliyor. Adamın sevdası uçurtmayı kaldırmak, sonra ipi bize verip gidiyor. Küçüklere azar kaya kaya en çok ben tutuyorum uçurtmayı, sonra onlara veriyorum ve “sakın kaçırmayın” falan diyorum.  Kaçırmıyorlar ama uçurmayı şehre elektrik taşıyan devasa elektrik direğine takıyorlar. Çekiyorum, salıyorum, tekrar çekiyorum ama olmuyor. Kafam dönüyor, asılıyorum, koparsa kopsun elektrik teli, biri yanar kül olurmuş, şehir elektriksiz kalırmış umurumda değil. Yine olmuyor. Sonunda vazgeçiyorum. Küçükleri, büyüklere şikayet ediyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder