Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

18 Haziran 2012 Pazartesi

47

ben kıyalayalım istemiştim. benim tanıdığım rüya doğuştan iri kemiklidir, zayıf ama iridir. sempatik bir kocası vardır, herif çok tatlı; tanıştık ok dakika sonra hepimiz el şakası yapıyorduk.daha önceki sevgilisi rüyayı sağlam bir dövmüş diye duymuştum, ondan bunu seçti demek. bu herif sinek öldürürken bile özür diler. dişçidir rüya. her fotoğrafta aynı pozu verir yüzü hafif sola döner ve dişlerini göstere göstere güler. güleryüzlüdür rüya. 

bu arada liseden rüya. hasanla yanyana otururduk ve bu bir ara hasana aşık oldu. biz görelim diye bacaklarını açardı. güzel değildi bacakları ama yine de bakardık. sonra aralarında bir şey olmadı. bir kere de su savaşın yapmışlardı ve kıçı ıslanmıştı..

aaa en komik hikayesini unutuyordum. orta bir ya da iki. bit kontrolüne geldiler. sonra görevli rüyaya " kızım bir bakar mısın?" diyip dışarı çıkarttı. tabi biz çok güldük, rüya çok ağladı...

11 Haziran 2012 Pazartesi

46


İki kolunun da iç kısmında arapça olması muhtemel bir şeyler yazıyordu. Kocaman bir kafası ve büyükçe bir burnu vardı. Aslında saçlarını üçe vurdursalar ve palaroid bir resmini çekseler erkek mi yoksa kadın mı kimse karar veremezdi.

Önleri uzun ense tarafı küt saçları vardı. Beyaz gömleğinin içine beyaz atlet, onun da içine siyah sütyen giymişti. Kalın kemikli ve göbekliydi. Gülerken biraz daha sempatik oluyordu. Bir tezgahtar için son derece soğuktu. Muhtemelen bizim gözlük alacağımızı düşünemişti ve patron dükkanda olmadığı için ilgili gözükmesine gerek olmadını düşünüyordu. Fiyat aralıklarını söylerken içinden “Siktirin gidin” dediğini duyar gibi olmuştum.

Sonra baktı ki alıcıyız bize biraz daha insan gibi davrandı. Mehmet’in sohbet girişimlerini karşılıksız bırakmadı ve orta koyulukta bir sohbet başladı. Tabi sıkıldım ben ve çıktım, biraz sağa sola baktım, döndüğümde Mehmet, diğer elemanın babaennesinin annesini sakimleştirmek için ilaç tavsiye ediyor, hepsi gülüyordu.

45


Biz trafikteyken ve trafik çok yavaşken, kırmızı transportırın arkasında yeşil elma yiyen kız. Aile akpli bir aile, belli. Kadınlar kapalı adamın yüzünce mhp’li bir duruş yok. Transporterları olduğuna göre esnaf olmalılar. Plaka Ankara, buralılar. Piknik dönüşü gibi değil halleri, akraba ziyareti olmalı. İşte o arabanın arkasında; bir, altı yedi yaşlarında bir kız çocuğu ve onun kollarında üç dört yaşında bir erkek çocuğu... Ellerinde yeşil elma sıkışık trafikte yola bakarak sıkılıyorlar. Dudakları hareketsiz, hiç konuşmuyorlar. Erkek çocuğu daha saf, kızcağız belki de abla olmanın verdiği yükle daha olgunlarşmış. Olabildiğince ağır şekilde yanlarında gidiyoruz. Kız çocuğu bize bakıyor biz onlara baktığımız an elindeki elmaya bakıyor. Bakışlarını bizden kaçırdığı gibi başka bir yere kaçırmaktan da utanıyor. Sonra ona bakmıyoruz, o bize bakıyor; bir anda ona bakıyoruz, o elmaya bakıyor...