laboratuvardan sorumlu doçentin sıfatı ergenlik sivilcelerinden yadigar küçük çukurcuklarla dolu. muhtemelen cemaatçi, güler yüzülü ve işinde iyi bir adam, mesela davut gece kalacak diye evinden gece 1 de kalmış ve davutu yurda bırakığ evine geri dönmüş. çalışan herkesin adama saygısı var. yemekhanede de beraberdik, diğer hocalarda adama saygı duyuyorlar.
Sanırım on kişi bir laboratuvarı paylaşıyorlar ve sadece bir tane erkek var; adı Davut, türkçesi kırık bir kürt. adam makina gibi. sabah sekiz gece on iki çalışıyor ve hiç durmuyor. inanılmaz neşeli ve enerjik. adamla yarım saat sonra kanka olduk. saçma sapan fen şakalarıma gülüp durdu. adamın bir rahatsızlığı var, göz bebekleri titriyor, özellikle de sol göz bebeği. sebebini soramadım ama odaklanmada sorun yaşadığını sanmıyorum. sabah yüzüne güneş vururken titreyen göz bebeklerine baktığımda bildiğin korktum ve gözlerimi çektim.
kalan dokuz kızın yedisi kapalı. inanılmaz neşeliler, gelip kendileri tanıştı mesela benimle. merakından oraya geldiğini anladıklarından yaptıkları şeyleri çok güzel anlattılar. elmanın dna'nın görüntülenmesin de izledim. gdo olup olmadığı test edilen çiğdemleri de gördüm. kızlardan biri evli ve çocukluydu ama deneylerden dolayı evine haftada üç gün gidiyormuş. sormadım ama çocuğu en fazla üç yaşındadır. mesela hilal diye bir kız vardı, öyle güler yüzlü ki bir yerden sonra kızdan nefret ettim. yapmacık geldi; hatta çok yapmacık geldi. hani bir yerde hilal benimle böyle konuşsa ve gece evine davet ederse böbreğimi alacak diye gitmem.
mesela bizime bilgehan bir şeyi - adını unuttum- açık unuttu ve laboratuvar leş gibi koktu. saçımdaki koku gitsin diye iki kez köpük banyosu yaptım. o koku herkese sindi ama kimse ne kızdı ne surat yaptı. herkes birbirine saygı duyuyor, çünkü herkes çalışıyor. ben öyle bir tempo ile çalışsam haftada yirmi hikaye yazarım ya da iki ayda bir roman bitiririm.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder