Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

14 Aralık 2013 Cumartesi

biri

Birbirimizi daha önce hiç görmemiştik. Ortak tanıdıklarımız vardı, adlarımız duymuştuk o kadar. Ortama geç gelen bendim, o benim gelmemi bekliyordu; benim ise onu gördüğümde kim olduğu hakkında zerre fikrim yoktu. “Onlardan biridir nasılsa”, diye geçirdim; nasılsa hepsi hemen hemen aynı değil mi?

İlginçtir haklıydım, model aynıydı. Dinledi, iyi dinleyiciydi ama her şeye cevap vermiyordu. Nezaketen “hı hım”, “evet” gibi sesler çıkartmıyordu ama dinliyordu. Tam nutuk atılası bir insandı. Derin sessizlikleri sorumlusunun nedeni olmadığım ender diyaloglarımdan biriydi.

Öyle herkesin kolay kolay söyleyemeceği şeyler söyledi. Benden sert bir tepki gelmeyeceğini sezdi belki; belki de ortak arkadaşlarımız söyledi. Benden büyük olduğu belliydi ama ne kdar büyük olduğunu bilemedim. Askerliğinden falan bahsetti, sigara içmiyordu.


Aşırı nezaketiyle kastı da. Ayrılırken el sıkışmak istedi ama ben durur muyum yanağımı yanağına samimice sürttüm. İyi biri miydi? Bilemiyorum. En azından kötü değildi. Çok kötü değildi. 

7 Aralık 2013 Cumartesi

öfkeli sabah çakalı

Üç sokağın kesiştiği yerde elinde sigarası ile dikiliyordu. Başında gri bere, altında taşlanmış kot pantolonu ile bakan herkesin anında ‘çakal’ diye yaftalaması içten bile değildi. Kışın ilk ayazı herkesin öncelikle burunu donduruyor ve kırmızılaştırıyordu. Birçok kişi baharlık montlarıyla bugünkü donma tehlikelerini atlattıkları gibi vedalaşacaklardı.


Sokağın iki yanı da güneş alıyordu. O ise gölgede üşümeye devam ediyor ama üşür gibi davranmayı reddediyordu. Bakışları ise tehditkardı. Ya dövmek ya hakaret etmek ya da tehdit etmek için birini bekliyor gibiydi. Bu kadar büyük bir öfkeyle uyanılmaz bence, tahminim hiç uyumamıştı.