Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

13 Haziran 2013 Perşembe

7. Veysel - Puset

Pusetteki çocuk ayaklanırken, Sincan kapalı cezaevinde volta sırası bekleyen hükümlülerden biriydi Veysel. Saçları; dedesi, babası ve kardeşi Zeynel gibi erkenden dökülmüştü. Aynaya bakmayı ondan sevmezdi. Gözleri çapak çapak olurdu genellikle. Yüzünü yıkamak aynaya bakmayı gerektirirdi.

Adam bıçaklamaktan içerideydi. Kahvede bir adamın baldırına saplamıştı, sokaktaki bir çocuktan aldığı sallamayı, “Ne bakıyon lan”, deyip. Sonra kahveden kaçmış, sonra kaçmayı kendine yediremeyip dönmüş, polisler gelmediği için tekrar bir daha kaçarken yakalanmıştı. Kelepçe takmaya çalışan polisin yüzüne balgamlı tükürünce de sağlam dayak yiyip; sonra karakola gitmiş; elbette polisten şikayetçi olmamıştı. Morlukların sebebi polisten akçarken merdivenlerden düşmüş olmasıydı.

-*-*-

İkinci kez hapisten çıktığı gün evinin önünde sigara içerken ’dum tıs, dum tıs’ çalan beyaz bir şahin görmüş. Önünde Türk Bayrağı, arkasında  Burak yazan, plakasında playboy tavşanı çıkartması olan arabadan cılız bir çocuk inmiş. Burak artist artist etrafına bakmış ve bir sigara yakmış. Bir nefes Veysel çekmiş, bir nefes Burak; bir Veysel, bir Burak; Veysel, Burak… İçmeye önce Veysel başladığı için önce bitirmiş sigarasını ve Burak’ın ensesinde söndürmüş. Sonra da arabanın da, Burak’ın da canına okumuş.


O dayaktan sonra sokağın tek hakimi olduğunu bir kez daha ispatlamış olmuş Veysel. Üç dört yılda bir sokağına uğrayabilse de o sokak Veysel’indir. Tüm köpekler bilirdi bunu. Kolay kolay havlayan hırlayan olmazdı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder