Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

14 Haziran 2013 Cuma

8. Puset - Zeynel

Pusetteki çocuk ayaklandığında balkonda olan ama o anı göremeyen şansız bir adamdı Zeynel. Şansızdı. Çolaktı ve zeka geriliği vardı. Sol kolu tam açılmazdı, sol bacağı çok güçsüzdü, genelde sürürdü. Kafası çok çalışmasa da hayatın farkındaydı. Çok ve derinlemesine düşünmese de, çok ve derinlemesine üzülürdü.

En çok anasına üzülürdü. Babasına da üzülürdü ama ona kızgınlıkla karışık üzülürdü. Sonra abisine üzülürdü. Bazen keşke o da benim gibi olsa da başını belaya sokmasa derdi. Abisinden sonra dedesine üzülürdü, babaannesinden çektiklerini bildiği için. En az da Fevriye’ye, babaannesine üzülürdü. Her şeyden onu sorumlu tutardı ama ona da üzülürdü.

Bir sabah, bir sabah programında bir sahtekara inanmıştı Zeynel. Reenkarnasyon vardı ve önceki hayatında Zeynel bir edebiyat öğretmeniydi. Hem de küçük bir Anadolu kasabasında. Güzel sarışın kapalı bir karısı ve iki kızı vardı. AKP’ye oy veriyorlardı. Kapılarının hiç polis çalmıyordu; evlerine hiç cezaevinden mektup ya da telefon gelmiyordu.


Kimseye bunu anlatmazdı, anlatamazdı da.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder