Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

4 Temmuz 2013 Perşembe

10. Puset - Sakine, Bakkalın karısı

Pusetteki çocuk ayaklandığında evinin salonunda evlendirme programı izleyip boynunda yaprak dövmesi olan aşırı ilginç ve bir o kadar itici adama iç geçiriyordu Sakine. Adını pek bilen olmadı. Herkes “ Bakkalın karısı” diye tanırdı. Part time  bakkalda çalışır, kalan zamanında ise  televizyon izleyerek geçirirdi. Sokaktaki kadınlarla arası .ok iyi değildi. Hemen herkesin fakir olduğu bir sokakta samimiyet demek veresiye demekti. Bunu daha önce acı bir şekilde, birkaç kez tecrübe etmişlerdi. Borcuna sadık birkaç kişi hariç kimseye veresiye vermezlerdi.

Yine adı olmaya iki de oğlu vardı, “Bakkalın oğulları”. Sizin için ölürüm, diye oğullarını severdi. (10 sene sonra oğulları için ölebileceği bir durum gelişsin ama ölmesin). Kocası Sercan’ı ise o kadar sevmezdi. Biraz üşütük olduğu bilirdi; işinde, gücünde, ekmeğinde, olması, başka kadınlarda gözünün olamaması onu katlanılabilir kılıyordu. Zaten iki çocuğu vardı. Kim onu iki çocukla alırdı ki? Çocuklarında da vazgeçemezdi de. Her şeye rağmen bu düşünceler kafasında dolanır dururdu.

Bir keresinde dayanamamış ve evlilik programından bir adamı aramıştı. Adam kırk dört yaşında hiç evlenmemiş bir mühendisti. Kanada’da yıllardır yaşadığı için Türkçesi darmaduman olmuştu. Telefonda adamı çok beğendiğini söyledi ve kendisini üniversite mezunu, bekar, çocuksuz, kırk yaşında, üç dil bilen, iki evi olan biriymiş gibi tanıttı. Söylediği her şey gerçeğinden iki fazlaydı. Orta okul mezunuydu, Sercan ikinci eşiydi, kırk iki yaşındaydı, iki çocuğu vardı, sadece Türkçe biliyordu ve evi yoktu.


Adam “gelin görüşelim”, dedim. Sakine elbette gidip görüşemedi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder