Dolmuşa bindiği an
ağır kokusunu hissettim. Bir süre arkamda ayakta durdu, sonra tam önümdeki
koltuğa oturdu. Beyaz bir bluz ve siyah şortu vardı, bir de siyah kilotlu çorapları.
Kocaman beyaz çantasını bacaklarının üzerine koyduktan sonra markasını
bilmediğim ama çok pahalı duran beyaz kılıflı telefonunu çıkartıp menüyü
karıştırdı. Biraz çevreye baktım, bir döndüm biri ile konuşuyordu. Sesi sigaradan
kalınlaşmış gibiydi, bir hanımefendi gibi konuştuğu söylenemezdi.
“Dolmuştayım” dedi
“Taksiye binseydin
ya” demiş olmalı konuştuğu adam,
“Amaan ne olacak”
dedi.
Biraz daha konuştular.
Gözüm açık yakasından göğsüne takıldı. Sanki ahtapotun kolları gibi üç tane
siyah çizgi vardı. Dövmesinin gözüken kısmı buydu. Dövmesini düşündüm durdum. Neden
acaba böyle bir şey yaptırmıştı. Yaftalaman istemesem de pavyon emekçisi gibi
duruyordu. Belki kons, belki şarkıcı. Kimbilir belki de günahını aldım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder