Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

4 Ekim 2012 Perşembe

75


Dolmuşa bindiği an ağır kokusunu hissettim. Bir süre arkamda ayakta durdu, sonra tam önümdeki koltuğa oturdu. Beyaz bir bluz ve siyah şortu vardı, bir de siyah kilotlu çorapları. Kocaman beyaz çantasını bacaklarının üzerine koyduktan sonra markasını bilmediğim ama çok pahalı duran beyaz kılıflı telefonunu çıkartıp menüyü karıştırdı. Biraz çevreye baktım, bir döndüm biri ile konuşuyordu. Sesi sigaradan kalınlaşmış gibiydi, bir hanımefendi gibi konuştuğu söylenemezdi.

“Dolmuştayım” dedi
“Taksiye binseydin ya” demiş olmalı konuştuğu adam,
“Amaan ne olacak” dedi.

Biraz daha konuştular. Gözüm açık yakasından göğsüne takıldı. Sanki ahtapotun kolları gibi üç tane siyah çizgi vardı. Dövmesinin gözüken kısmı buydu. Dövmesini düşündüm durdum. Neden acaba böyle bir şey yaptırmıştı. Yaftalaman istemesem de pavyon emekçisi gibi duruyordu. Belki kons, belki şarkıcı. Kimbilir belki de günahını aldım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder