Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

25 Aralık 2012 Salı

85


Kapıyı ürkekçe tıklatıp kafamı odadan içeri soktuğumda adamın suratından önce bilgisayar ekranındaki flash oyuna gözüm takıldı. Daha önce oynadığım ama beni çok sarmayan, özensiz bir bilardo oyunu açıktı. Sanki baskın yemiş gibi heyecanla oyunu kapattı ve yerine baktığı dişçi hanımın babaannesi öldüğü için burada olamadığından ve randevumun gelecek hafta aynı saate ertelendiğini iletişim derslerinde okutulacak kadar sorunlu iletişim örneğiymişcesine anlattı. Bilmiyorum, belki de başka bir şey anlattı ama ben bunu anladım.

"Geçici dolgum düştü ama" dediğimde çocuğun korktuğunu hissettim. Evet, içeri girdiğimde adam sandığımın aslında çocuk olduğunu yeni fark ediyordum.  Dolguma baktı ve,

"Bir iki milimlik bir kalkma var ama biz kanalın kapalı olmasına özen gösteriyoruz" gibi bir şey söyledi. Sonra bir şeyler daha söyledi ama anlamadım kartvizite adımı yazmaya kalktı. Soyadımı yazmadı. Soyadımı yazmayan insanlardan nefret ediyorum.

24 Aralık 2012 Pazartesi

84

Pazar sabahı konuşmak isteyen, meraklı kisvesi altına sığınmış bir yaşlı bir müşteri ile konuşmak, hatta onun saçma sapan, cevabını bile bile sorduğu sorulara cevap vermek sorunda kalmış bir market müdürüydü. Muhtemelen konuşmaya hasret kalan müşteri teyzenin; ürünlerden ziyade, markaların kıyaslamaları ile ilgisi sorularına olabildiğince nezaketle cevap verdi. Verdiği cevaplar sadece müşteri teyzeye değil, diğer çalışanlaraydı da. "Bakın ben sabahın köründe kalkıyor ve müşteri ile pazar sabahı olmasından çikayet etmeden ilgileniyorum. Sizlerde böyle olmalısınız. Ne mutlu altınbileklerde çalışanlara!"

21 Aralık 2012 Cuma

83


Zayıftı ve çirkindi. Sivriydi burnu, sol yanağında sivilceler vardı ve onu örtmek için sanırım fontoten sürmüştü ve o da cildini pul pul yapmıştı. Ön dişlerinin ucu kırıktı. Ağzını tam açmadığından göremedim ama sal ön üst dişi sanki çaprazlamasına kırıktı. “Ön dişi kırık her insanda şiddetli bir hikaye vardır” diye düşündüm fark ettiğimde. Acaba nasıl kırılmıştı, sonra cevap vermezdi; varsayalım verdi yalan söylerdi. Düştüm, yere vurdum ya da kapıya çarptım gibi... yalan söylediğini anlamam için yalan söylemesine bile gerek yoktu. Muhtemelen babası dövmüştür diye düşündüm. Muhtemelen prim alacağı, kasanın yanına dizdiği deterjanlardan birini önündeki amcaya kaba bir şakacılıkla önerdi. Amca almadı, sonra sıra bana geldi, yüzüme bile bakmadı. Aldıklarımı poşete koyarken para üstünü fişin üzerine koyup bana bakmadan sıradaki müşteri ile konuşmaya başladı. Ben de teşekkür etmeden marketten çıktım.

20 Aralık 2012 Perşembe

82


Cahildi ve cesurdu. Bizim ve yan komşumuzun ziline basmıştı. 1 ve 2 numaralara. Apartmanın girişindeli daire numaralarına göre dizilmiş zillerin en alttakilerine. Boyu anca 1 ve 2 numaralara yeten çocuklar da evlerine girmek için zilimize basarlardı. Yaşlı kadıncağız da çok uzun sayılmazdı ama en azından zillerin yarısına basabilecek kadar uzun olmalıydı. 1 ve 2 numaralar olarak kapıyı açtık. Ben postacıdır diye düşündüm. Gerçi çok sağlam yağmur yağıyordu ve postacı beklemiyordum ama öğlenin köründe kapımı çalacak başka kimse yoktu. Apartman otomatına bastım ve merakla kimin geleceğini beklemeye başladım. Apartmanımızdaki bir diğer teknoloji harikası olan  sensörlü ışıklar yandı. öğlenin körü olmasına rağmen demek hava o derece kapalıydı. meraklı gözlerle kim gelecek diye bakarken 1 numara da kapısını açtı, beni kapıda görünce ona özel bir durum olmadığını anlayıp bozuldu. " Kimmiş kapıyı çalan?" dedi, " adamın yüzüne bile bakmadan, " Bilmem" dedim. Gözüm kapıdaydı.

Dilenci kılıklı yaşlı teyze, biraz utangaç gözlerle bana baktı. poffladım ve kapıyı sertçe kapattım. Bazen biraz adileşiyorum

16 Aralık 2012 Pazar

81


“Devlet memuruyum, mesaim var, sıranızı alabilir miyim?”, dedi. Akıl alır gibi değil, dişçide sıra istenir mi ya? Vermedim tabi. Ters ters bakamayıştık. Dişi ağrıyan o olsaydı belki de sıra isteyecek yüzü bulamazdı ama dişi ağrıyan karısıydı. Ağrıdan mı yoksa genel olarak mı bilmiyorum sessiz, ezik biri gibiydi. Adam ise kraldı ama sadece karısının varsa çocuklarının da. Telefonu çalınca yavşan yavşak; abili, efendiml konuşmalar yaptı. Dişçide işim tahminim kırk dakika kadar sürdü. Çıktığımda yoklardı. Muhtemelen zavallı kadın tüm ağrısı ile evine geçmek zorunda kalmıştı. Devlet memuru da Cumartesi öğleden sonraki işine gitmişti.