Birbirimizi daha önce hiç görmemiştik. Ortak tanıdıklarımız
vardı, adlarımız duymuştuk o kadar. Ortama geç gelen bendim, o benim gelmemi
bekliyordu; benim ise onu gördüğümde kim olduğu hakkında zerre fikrim yoktu. “Onlardan
biridir nasılsa”, diye geçirdim; nasılsa hepsi hemen hemen aynı değil mi?
İlginçtir haklıydım, model aynıydı. Dinledi, iyi
dinleyiciydi ama her şeye cevap vermiyordu. Nezaketen “hı hım”, “evet” gibi
sesler çıkartmıyordu ama dinliyordu. Tam nutuk atılası bir insandı. Derin sessizlikleri
sorumlusunun nedeni olmadığım ender diyaloglarımdan biriydi.
Öyle herkesin kolay kolay söyleyemeceği şeyler söyledi. Benden
sert bir tepki gelmeyeceğini sezdi belki; belki de ortak arkadaşlarımız
söyledi. Benden büyük olduğu belliydi ama ne kdar büyük olduğunu bilemedim. Askerliğinden
falan bahsetti, sigara içmiyordu.
Aşırı nezaketiyle kastı da. Ayrılırken el sıkışmak istedi
ama ben durur muyum yanağımı yanağına samimice sürttüm. İyi biri miydi? Bilemiyorum.
En azından kötü değildi. Çok kötü değildi.