Pusetteki çocuk ayaklanırken karısı Fevriye'ye için çay demlemeye kalkmıştı Bekir. Oralarda erkek olmak demek güçlü olmak demekti ama Bekir hiçbir zaman güçlü olamamıştı. Hiç bağıramamıştı, Hiç küfredememişti, hiç hakkını savunamamıştı. Herkesin korkuları vardır ama Bekir Amca'nın korkuları kadar derini pek bulunmazdı.
Oğlu karısını öldürdüğü gün, gelininin ailesi intikam alacak diye korkmaya başladı. O günden beri mümkün olduğunca dışarı çıkmadı. Bakkala çakkala hep Zeynel'i gönderdi. Veysel'in vukaatlarından sonra daha da bir korku saldı. Sadece aynı sokakta oturan iki çocuğun burnunu ayakkabısının tabanıyla kırmıştı. Çocukları haşat ettikten sonra sırf zevkine. O çocukların da hakkıydı intikam. Neden almıyorlar, daha ne bekliyorlardı?
Kimse onlardan intikam almasa da Bekir Amca nasılsa bir gün sıra onlara da gelecek diye tevekkülle bekledi. Bekir Amca'nın korkaklığı ve silik karakteri sayesinde evin içinde bir Vasfiye Teyze hükümranlı sürmekteydi. Bekir Amca hizmetçi gibi ev işlerine koşturup durdu, Vasfiye Teyze' de tebaası ile hiç muhatap olmayan mutsuz bir imparatoriçeye dönüştü. Arada Veysel geldi mi dengeler biraz değişirdi ama zaten o da çok kalmazdı.
Kafasında takkesi, namazlarını hiç aksatmadı Bekir Amca. Vakit namazlarını evde kılar, cumadan cumaya camiye giderdi. Aslında cami uzak olduğu için daha yakındaki apartman altı mescitini tercih ederdi. Namaz çıkışı da camiinin önünde saatlerce sohbet ederdi. Kimsenin onu camiinin öldürmeyeceğini düşünürdü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder