Pusetteki çocuk ayaklanırken onu izleyenlerden kabile üyelerinden biriydi Neriman. Kabilenin büyücüsüydü. Atalarının şaman büyücülerinden olduğuna emin gibiydim. Çok zeki değildi,arada abuk subuk konuşurdu ama iyi kahve falına baktığı için kabilede sarsılmaz bir yeri vardı. Sırf kahve falına baktığı için biri garip bir rüya görse yine ona anlatırdı. Tek erdemi ise kimsenin falı için uydurduğunu ya da rüyasını başkasına anlatmamasıydı.
Falcılıktan para kazanmazdı çünkü falına baktığı kimsenin onun verecek parası yoktu. Kimsenin parasının olmadığı bir yerde para değerini kaybediyor, yerini saygınlığa bırakıyordu. Diğerlerinin hepsi Neriman'a saygı duyuyordu.
Neriman fal bakmayı oğlu hapse girince fal bakmayı bırakıp, oğlu hapisten çıkmadan kanserden ölen komşusu Esma Teyze'den öğrenmişti. Daha doğrusu Esma Teyze'yi dinleyerek öğrenmişti. Esma Teyze herkese umut verirdi. Ama büyük umutlar değil. Kısmet derdi, 'B' harfi görürdü, birikmiş para görürdü, iş görürdü, okul görürdü ama hiç kimseyi bu mahalleden zengin bir muhite gideceğine, büyük paralara kazanacağına inandırmazdı. Herkese de onu çekemeyen birilerinin olduğunu söyler dururdu, herkes de göz olduğunu söylerdi. Çünkü herkes kıskanılmak ve başarsızılıklarının ardında soyut bir güç olduğuna inanmak isterdi. Falın sonuna doğru da güzel günlerin onu beklediğini söylerdi ki; fal baktıran mutlu kalksın ve bir ay sonra tekrar ona fal baktırmaya gelsin.
Neriman, Esma Teyze ekolünün muhteşem bir temsilcisi olarak hayatını devam ettirdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder